Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu tarafından organize edilen maden karşıtı yürüyüşe binlerce kişi katıldı. Katılımcılar, “Maden Yapma Boşuna, Yıkacağız Başına!, Dersim Onurdur Onuruna Sahip Çık!” sloganıyla Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi.
Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu’nun çağrısı üzerine il dışı ve ilçelerden de katılımcıların olduğu kitle, Sanat Sokağı’nda bir araya geldi.
Binlerce kişi buradan alkış ve sloganlarla Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi.
Miting Tertip Komitesi adına konuşan Baro Başkanı Avukat Doğukan Kudat, Dersim coğrafyasında yaşanan her müdahalenin yalnızca doğaya değil, hukuka, toplumsal hafızaya, kuşaktan kuşağa taşınmış değerlere yönelik olduğunu söyledi.
Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu tarafından hazırlanan Zeynep Kılıç tarafından Kırmancki, Yusuf Topçu tarafından ise Türkçe okunan metinde şunlara yer verildi:
Bizler, Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu olarak bugün burada, bu kadim topraklara yönelen saldırılara karşı halkın sesini, halkın iradesini büyütmek için bir aradayız!
Çünkü biliyoruz ki: Dersim yalnızca bir coğrafya değil, doğayla uyum içinde yaşamın, direnişin, karşı duruşun ve özgürleşmenin adıdır!
Ama bu topraklar geçmişte olduğu gibi bugün de kuşatma altındadır. Uluslararası ve yerel sermaye politikaları, AKP-MHP koalisyonu eliyle yürütülen projeler ve “kalkınma” adı altında dayatılan yağma planlarıyla Dersim alenen yok edilmek isteniyor. Yeraltı ve yerüstü varlıklarımız yok edilmek isteniyor. Dağlarımız vahşi madencilikle delik deşik edilmek, nadir toprak elementleri uluslararası sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor. Derelerimiz HES’lerle kurutulmak, ormanlarımız yakılmak, meralarımız ve kutsal mekânlarımız yatırım alanı adıyla şirketlere açılmak isteniyor. Kısacası
Dersim haritadan silinmek istiyor.
Bu saldırılar yalnızca doğaya değil, halkın belleğine, kimliğine, geleceğine ve inancına yönelmiştir.
Bu bir “kalkınma” değil, açık bir ekolojik kıyım ve asimilasyon projesidir. Su kaynaklarımız ticarileştiriliyor, halkın yaşam hakkı şirketlerin kâr hırsına teslim ediliyor.
Kutsal mekânlarımız “mesire alanı” adı altında metalaştırılıyor, inancımızın taşı, suyu, sesi bile satılmak isteniyor.
Av turizmi adı altında, bu topraklarda can bildiğimiz hayvanlar parası olanlara hedef gösterilip vahşice katlediliyor.
Ve tüm bunların üstü “ekoturizm, doğa turizmi” ve istihdam yalanlarıyla örtülüyor. Ama biz biliyoruz ki; yaşam alanlarımızı turizm veya istihdam değil, halkın örgütlü gücü ile koruyabiliriz.
Dersim’in ormanı, suyu, taşı, toprağı sadece doğa değildir; inançtır, bellektir, kimliktir, halktır!
Bu yüzden diyoruz ki: Doğaya saldırı, Dersim halkına saldırıdır!
Maden şirketleri, enerji tekelleri, turizm sermayesi ve onları koruyan devlet politikaları karşısında halkın direnişi meşrudur! Biz Dersim’in dört bir yanındaki köylülerle, kadınlarla, gençlerle, inanç önderleriyle birlikte haykırıyoruz:
Bu topraklarda talan politikaları halkın örgütlü birlikteliği karşısında hayata geçemeyecektir! Munzur’a, Pülümür’e, Halvori’ye, Gole Çetu’ya, Bağır’a, Sekasur’a, Geyiksuyu’na, İksor’a, Cevizlidere’ye, Aliboğazı’na uzanan her müdahale, halkın yaşamına yöneliktir.
Artık yeter! Topraklarımızdan defolun.
Sermayenin, devletin ve çıkar gruplarının doğa üzerindeki tahakkümüne boyun eğmeyeceğiz!
Çünkü bu topraklar ranta değil, yaşama aittir!
Biz burada yalnızca bir mitingde değil, bir yaşam nöbetinde buluştuk.
Bu buluşma, doğayı savunmanın aynı zamanda inancı, kültürü, halkın onurunu savunmak olduğunu haykırmaktır!
Bugün Seyit Rıza Meydanı’ndan bir kez daha sesleniyoruz:
“Kazdağları’ndan Diyadine, Akbelen’den İkizdereye, Akkuyu’dan Dersim’e kadar;
Bu ülkede son sözü yaşamı savunanlar söyleyecek!
Biz doğanın sesi olacağız, derelerin çığlığı olacağız, ormanların nefesi olacağız!
Talana ve sömürüye karşı direnen, doğayı ve onurunu savunan halkların sesi susmayacak!
7554 sayılı torba yasa bir işgal yasasıdır!
Bu yasa doğayı, emeği, yaşamı, suyu ve geleceğimizi sermayeye teslim etmenin belgesidir!
Bu yasaya karşı hayatın tüm alanlarında mücadele edeceğiz!
Dersim için haykıracağız
Munzur özgür akacak!
Dersim teslim olmayacak!
Doğa kazanacak, halk kazanacak!
Ve buradan çağrımızı yineliyoruz:
Tüm hak savunucularını, ekoloji örgütlerini, Dersimlileri ve Dersim dostlarını, doğayı, yaşamı ve geleceğimizi savunmak için omuz omuza vermeye çağırıyoruz!
Gelin, sesimizi birleştirelim!
Doğanın, suyun, yaşamın sesini yükseltelim!
Yaşamı savunmak, direnmek demektir!
Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak!
Munzur özgür akacak, halk kazanacak!
Yaşasın Dersim’in direnişi!
Yaşasın doğanın özgürlüğü!
Yaşasın halkların dayanışması!
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, kapitalizmin göz dikmediği bir şeyin kalmadığını belirterek, “AKP doğayı talan etmek için yasa çıkarıyorlar. Ağacımıza, toprağımıza, suyumuza göz dikmişler. Ormanlarımızı yakarak maden şirketlerine alan açıyorlar. AKP yandaşlarına alan açmaya devam ediyor. Bununla ilgili yasalar çıkararak leblebi gibi dağıtıyorlar. Bizler doğa talanına ‘Hayır’ dedik, demeye devam edeceğiz. Doğa talanı yasasının geri çekilmesi için anayasa mahkemesine başvuruda bulunduk. Bugünde aynı bilinçle buradayız. Bizler birleşe birleşe kazanacağız” dedi.
Açıklamaların ardından müzik dinletisi gerçekleştirildi.
Kaynak: Dersim Express